2019-2020 ADLİ YIL AÇILIŞI
Tarih: 6.09.2019| Okunma Sayısı: 1485

 

 

BARO BAŞKANIMIZ AV. MUSTAFA KÖROĞLU’NUN

ADLİ YIL AÇILIŞ KONUŞMASI

 

Sayın valim, değerli protokol üyeleri, Başsavcım adalet komisyonu başkanım ve ilimizde görev yapan hâkim ve savcılarımız adalet bekçileri olan avukatlarımız, hukukçularımız ve adliye personeli adli yıl açılışına hoş geldiniz saygılar sunuyorum.

            Geleneksel olarak her yıl adli yıl açılışında bu tür türenler bütün adliye merkezlerimizde yapılır. Ancak halktan kopuk bir şekilde sadece adliye görevlileri, hâkim savcı ve baro mensuplarınca yapılmaktaydı.  Türkiye genelinde olduğu gibi bu yıl tüm yöneticiler ve hukuk hizmeti veren bütün gruplar ve çalışanlar davet edildi. Olması gereken de bu idi. Adalet ve hukuk açısından artık sözün bittiği yerdeyiz. Mutlaka bir şeyler yapılmalıdır.

            Adaletin olmadığı bir ülkede kalkınma olmaz, fikir ve düşünceler yarışmaz. Gelişim ve ilerleme olmaz gelecek güvencesi yoktur. İnsanlar mutlu olmaz.

            Mutlu bir toplum yaratmak, geleceğe güvenle bakabilmemiz için adalet mutlaka sağlanmalıdır. Ve ülkede yaşayan herkes için bir güvence olmalıdır.

            Adalet, örf ve geleneklere göre veya yöneticilerin emir ve talimatlarına göre sağlanamaz. Bu güne kadar hiçbir yerde sağlanamamıştır.

            Adalet milletin malıdır. Görev ve rütbesi ne olursa olsun herkes için eşit olmalıdır. Bu alana hiç kimse,  hiçbir güç müdahale etmemelidir. Yöneticiler,  görevi ve düşüncesi ne olursa olsun adaletin işleyişine hiçbir şekilde müdahil olmamalıdırlar. Telkin ve önerilerde bulunmamalıdırlar. Vatan, millet, Sakarya edebiyatı adalet kurumları için bir anlam ifade etmemelidir. Çünkü yöneticiler sıkıştıklarında bu kavramları ön plana alarak yargı organlarını etkilerine altına almak isterler.  Kenan Evren olayında olduğu gibi (Hâkimler devletten yana olmalıdır. Demişti) tam tersi hâkimler adaletten yana olmalıdır.

            Bunun için yargı her alanda tam bağımsız ve tarafsız olmalıdır. Adalet dağıtıcılarının dini imanı milliyeti, kişisel görüş ve düşünceleri sadece ve sadece bütün medeni ulusların kabul ettiği gibi evrensel hukuk kaideleri olmalıdır. Görevlerini yaparken özel görüş ve düşüncelerini kararlarına asla yansıtmamalıdırlar. Aksi halde adalete en büyük darbeyi kendileri vurmuş olur.

            Devletin görevi; Tam bağımsız ve tarafsız adaletin kendi işleyişini özerk bir şekilde örgütlemesini sağlayıp vatandaş gibi kararlara saygı duymak ve kararların infazında görev almaktır. Adalet kurumlarının örgütlemesini sağlarken öncelikle liyakatli, tarafsız ve bağımsız karar alabilecek kişiler arasında Şeffaf ve açık bir şekilde kişilerin bu kurumlara yerleşmesini sağlamaktır.

            Şartlar ne olursu olsun Yargı bağımsız ve tarafsız olmalıdır. Devlet bunu mutlaka sağlamalıdır. Yargının yürütmenin emrine girdiği yönetimlerde artık adaletten bahsedilemez. Adaletin sağlanması mümkün de olamaz.

            Bu açıdan baktığımızda ülkemizde sadece bu dönem değil her dönemde Yürütme organları Yargıya müdahale etmiş emrine almak istemiştir. Ve Bunda başarılı olmuşlardır. Cumhuriyet inşa edilirken rejim değiştirilip Cumhuriyet sistemine geçerken, istiklal mahkemeleri kurulurken,  1960 darbesi, 1971 darbesi, 1980 darbesi, 1998 ve Fetö hareketinin yargıyı ele geçirmesi, dönemlerinde ve 15 temmuz kalkışmasından sonra görüldüğü gibi yargı yürütmenin sopası haline getirilmiş ve yürütmenin emrine girmiştir. Bu nedenlerledir ki yargıya güven dibe vurmuştur.

            Her ne kadar yöneticilerimiz veya bazı bazı kuruluşlar, adalet sistemimizi övmekte iseler de gerçek bu değildir. (Adalet altın dönemini yaşıyor, bölücüler ve dinciler cezalandırılıyor daha ne istiyorsunuz diyebilecek kadar)

            Artık adaletin sağlanması açışında sözün bittiği yerdeyiz. Bu nedenledir ki başta Adalet bakanlığımız olmak üzere Çok ciddi araştırmalar ve çalışmalar yapmaya başlamış hepsinden önemlisi Yargı Reformu Strateji belgesinin kanunlaşması için meclise paket şeklinde sunmuştur. Adalet Reformu strateji belgesini incelediğimizde çok ciddi bir çalışmanın yapıldığı toplumun hemen hemen bütün kurumları ile görüş alışverişi yapıldığı, Hukuk kurumlarının, başta Türkiye Barolar Birliği olmak üzere hukuk dernekleri ve hukuk fakülteleri,  hâkim savcılar ve yüksek yargı organları ile görüş alış verişlerinin yapıldığını anlamaktayız. Adalet Bakanlığının bu çalışmasını yürekten destekliyoruz. Adıyaman barosu adına teşekkürlerimizi sunuyoruz. 

            Bu çalışma ile Adalet sistemimiz masaya yatırılmıştır. Eğer bunu ülkemiz için yapıyorsak çok iyi yok eğer diğer strateji belgeleri gibi sadece, Avrupa birliği için yapıyorsak öbür belgeler ile bir farkı kalmayacaktır. Bir kandırmadan öteye gitmeyecektir.

            Barolarımızın büyük çoğunluğu bu nedenle yürütmeye bağlı bu çalışmalardan bir şey çıkmayacağı öbür strateji belgeleri ile bir farkının olamayacağı görüşündedirler. Öncelikli sorun olarak yürütme gücü karşısında tarafsız ve bağımsız bir yapının oluşturulmasını arzulamaktadırlar.  Bu nedenle büyük çoğunluğu yürütmenin emrinde ve mekânının da yapılan toplantıya katılmamaktadırlar.

            Çünkü yargı tam bağımsız ve tarafsız olmadığı takdirde söylenen her şey kâğıt üzerinde kalmaktadır. İnşallah bu arkadaşlarımız yanılırlar.

            Çünkü strateji belgesinde çağdaş düşüncelerle hazırlanmıştır. Yargı sistemimizi ileriye götürecek görüş ve öneriler vardır.

Örneğin, Mülakat sisteminin kayıt altına alınması, itiraz hakkının getirilmesi, yedek hâkimlik müessesinin getirilmesi, bundan sonraki atamaların yedek hâkim ve savcılar arasında yapılacak olması, meslek içi eğitimin evrensel hukuk çerçevesinde artırılması meslekte ilerleme kriterlerinin değiştirilmesi özellikle bitirdiği dosyalardaki karar gerekçelerinin Anayasa mahkemesi içtihatlarına, Avrupa insan mahkemesi iştihalarına Uygunluğunun denetlenmesi, yargı kalitesinin artırılması için çok önemlidir.  Hele hele terfilerde bu kriterlerin ön plana alınması çok daha önemlidir.

 Hukuk fakültelerinde kalite artırım yollarının getirilmesi öğretim süresinin artırılması, sınav sisteminin getirilmesi, açıklık ve şeffaflığın artırılması, adli kolluk yöneticilerinin hukukçulardan seçilmesi gibi çok önemli değişiklikler vardır.

            Tam bağımsız, tarafsız ve liyakatin ön plana alındığı, karar ve gerekçelerin evrensel hukuk kaidelerine göre hazırlandığının,  Şeffaflık ve açıklığın hâkim olduğu Adalete güvenin en üst düzeye geldiği günleri yaşamak dileği ile hepinizi saygı ile selamlıyorum. Beni dinlediğiniz için ayrıca teşekkür ediyorum. 02.09.2019

                                                           Adıyaman Barosu Yönetim Kurulu Adına

                                                                                  Av-Mustafa Köroğlu

 

 

 

20.02.2020
AV. MUSTAFA KÖROĞLU
BARO BAŞKANI

BARO LEVHASI


© Web sitesi hizmeti Türkiye Barolar Birliği tarafından verilmektedir.